27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinin İzlerini Tarihe Gömdük...
27 Mayıs 1960 Askeri Darbesinin İzlerini Tarihe Gömdük...

Engin Altay, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, TBMM Genel Kurulunda dün kabul ettikleri kanunla 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin izlerini tarihe gömdüklerini söyleyerek, bu darbenin, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan ve 15 Temmuz gibi askeri kalkışmalara zemin hazırladığını ifade etti.

Demokrasiye daha büyük tahribatı, yasama, yürütme ve yargıdan aldığı darbelerin verdiğini savunan Altay, "Demokrasimizin yargı ve yürütmeden aldığı darbenin telafisi çok daha uzun zaman almaktadır. Demokrasimizin aradan geçen 70 yıla rağmen halen istenilen seviyeye gelmemesinin önündeki en büyük engel, yönetenlerin devlet yetkilerini diktatöryel bir anlayışla kullanmaları ve kaynağını anayasadan almadıkları yetkileri fütursuzca kullanmalarıdır." diye konuştu.

Altay, tüm darbelerin dış siyasi proje olduğunu, dış ayağı bulunduğunu öne sürerek, Türkiye'de artık bu meselenin kapandığını kaydetti.

Darbelerle yüzleşilmesi gerektiğini belirten Altay, "Keşke dün 27 Mayıs'la hesaplaşırken hala TBMM'de 12 Eylül faşist darbe anayasasıyla ve yargı mevzuatıyla çalışmıyor olsaydık. Aynı cesaretle keşke 12 Eylül, 12 Mart, 15 Temmuz FETÖ darbesinin siyasi ayağıyla yüzleşebilseydik." dedi.

TBMM İçişleri Komisyonunda görüşülen Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi'ni eleştiren Altay, "Bu teklife CHP olarak şiddetle karşı çıkacağız. Kenan Evren ayağa kalksa, bu teklifi görse 'Bunu ben niye düşünemedim' der. Teklif, kamuda ve özel sektörde işe alımlarla ilgili birçok anayasa maddesini ihlal ediyor. Bunun adı fişlemedir. Bugün görüşülen teklif, kimin kamuda işe gireceğini Cumhurbaşkanının oluşturacağı bir kurulun iki dudağı arasına terk ediyor. İtiraz hakkı yok, yetki aşımı ve keyfilik var." ifadelerini kullandı.

Teklifin anayasadaki "kanunla sınırlandırılır" hükmüne aykırı olduğunu da öne süren Altay, kişisel verilere ulaşma şartları, verilerin imhası, değerlendirme kurulunun oluşumu ve çalışma usulüne ilişkin birçok noktanın muğlak olduğunu öne sürdü.

Türkiye'de demokrasinin artık insanların rüyasında olduğunu ileri süren Altay, bir yerde adliyenin bulunmasının, orada adaletin olduğunu göstermediğini söyledi. Altay, devasa adliye saraylarında adalet bulunmadığını öne sürerek, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun cezasının, yenilenen İstanbul seçimlerinin yıl dönümünde, 23 Haziran'da yerel mahkemece onandığını söyledi.

"Bu, çok açıkça yargı sopasıyla siyaset dizayn etmektir." diyen Altay, Kaftancıoğlu'na 7 yıl önce attığı tweetten 9 yıl ceza verilmesini eleştirdi.

Altay, milletin, yargının içinde bulunduğu hali görmesi, yargıya olan güvenin yerlerde süründüğü bir noktada yargı mensuplarının da kendine çeki düzen vermesi gerektiğini savundu.

Altay, Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu'nun Libya'da şehit olan MiT mensuplarını deşifre ettiği gerekçesiyle yargılandığını hatırlatarak, Libya'daki şehit haberini ilk önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın verdiğini, başka siyasilerin de bunu TBMM'de gündeme getirdiğini ileri sürdü. Altay, "Basına had bildirerek, basına burun sürttürerek iktidarını perçinleyemezsin." ifadesini kullandı.

CHP'nin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını, ne yapılmak istendiğinin farkında olduklarını belirten Altay, "CHP'nin sabrı taşsın, CHP sokağa insin, CHP sertleşsin, CHP ile polemik yapayım, hem eldeki yüzde 50'mi tutayım, hem de iktidarımı perçinleyeyim." anlayışı olduğunu ileri sürdü. Altay, "Biz seninle senin istediğin kulvarda değil, TBMM'de milletin bize gösterdiği istikamette mücadele edeceğiz." dedi.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in ifadelerinin çarpıtıldığını savunan Altay, "Tunç Soyer'in söyledikleri ortadadır. Bir İzmir sevdasıyla İzmir nostaljisidir. Bundan medet umar hale gelmek, siyası tükenmişliğin göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Bir gazetecinin MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Mümtazer Türköne hakkındaki açıklamasını hatırlatması üzerine Altay, "Erdoğan, Sayın Bahçeli'nin bütün çağrılarına olumlu yanıt veriyor. Sanıyorum buna da verecektir." dedi.

Altay, barolar için yapılan düzenlemeye ilişkin soruya karşılık, baro başkanlarına devletin ceberrut yüzünün gösterildiğini öne sürdü. Henüz Meclis'e gelmemiş bir teklifle ilgili konuşmak istemediğini dile getiren Altay, ancak bölünmeyle Türkiye'nin kamplaştırılacağını ileri sürdü.

TBMM'ye bu yönde bir teklif gelirse, CHP olarak baro başkanlarının yanında bir yaklaşımda bulunacaklarını belirten Altay, "Bu teklifin yasalaşmaması için anayasanın ve TBMM İçtüzüğünün bize verdiği bütün imkanları sınırsızca kullanacağımızın bilinmesini isterim. Umarım, dilerim bugün gelirler ve 'biz bundan vazgeçtik' derler." diye konuştu.

Selahattin Demirtaş'ın tahliyesi ile ilgili tartışmaların devam ettiğinin hatırlatılarak görüşünün sorulması üzerine Altay, "Demirtaş'ın tahliye edilmemesi garip bir durumdur. Demirtaş adeta siyasi rehine gibi içeride tutuluyor. Sadece Demirtaş değil çok sayıda gazeteci, siyasetçi, yazar, düşünür bir rehine mantığıyla, bir gözdağı, burun sürtme mantığıyla cezaevlerinde tutuluyor. Biz Erdoğan'ın 2002 seçimlerinden önce hakkını, hukukunu nasıl savunduysak bugün de mağdur olan, haksız, hukuksuz yere özgürlüklerinden mahrum bırakılmış herkesin hakkını, hukukunu savunmayı kendimize görev ve şiar edindik." karşılığını verdi.

24.06.2020

Bu haber 805 kişi tarafından okundu.

Okuyucu Yorumları
Haber Gönderin

LiberalGazete.com basın özgürlüğünün yaygınlaşması, var olan tüm düşüncelerin siyasi temsilcilerini kamuoyuna taşımayı amaç edinmiştir.

liberalgazete.com'un ticari bir faaliyeti yoktur.

  • bilgi@liberalgazete.com

KÜNYE

Yazar Olmak İstiyorum
Yazar Girişi
Üye Girişi
Üye Ol

E-Bülten Kayıt

Haberlerden anında haberdar olun!


Copyright © 2020 www.liberalgazete.com | Tüm hakları saklıdır.