Erdal Türkkan
Devlet Müdahaleciliğinin Yükselişi ve Rekabetçi Piyasadan Uzaklaşmalar

Serbest piyasa ekonomisine güvenin sarsılmasına yol açan ekonomik krizler, kapitalist sisteme yöneltilen eleştiriler ve az gelişmişlik olgusuna karşı yapılan mücadeleler, devletin müdahale alanlarının genişlemesine neden olmuştur.
Özellikle 1917 Sovyet devrimi, 1929 bunalımı ve ikinci dünya savaşından sonra gelişmekte olan ülkelerin kalkınma çabalarının yoğunluk kazanması sonrasında devletin müdahale alanları büyük bir genişleme göstermiştir. Bu çerçevede devlet rekabetle bağdaşmayan yeni işlevleri üstlenirken, özellikle gelişmekte olan ülkelerde zaman zaman asli fonksiyonlarını ihmal etmekten
de kaçınmamıştır. Bu çerçevede bu dönemde piyasa yetersizliği kavramının en geniş anlamda
kabul gördüğünü, buna karşılık kamu yetersizliği kavramının tamamen veya önemli ölçüde göz
ardı edildiğini söylemek mümkündür.
1929 Krizinden sonra gelişmiş ülkelerde paranın ve verginin nötralitesi ilkeleri göz ardı edilerek
Keynezyen politikalar çerçevesinde ekonomide devlet harcamalarının ağırlığı artmış, yer yer kamu
girişimciliği önem kazanmış, belli alanlarda korumacı ve destekleyici politikalara yer verilmiştir.
Bununla birlikte bu ülkelerde piyasalar kaynak tahsisinde esas yönlendirici olmaya devam etmiş,
rekabet tamamen ortadan kalkmamış, aksine rekabetin korunmasına önem veren politikalar
gündemden tamamen çıkmamıştır.
Şüphesiz piyasalara güvensizlik ve rekabetten uzaklaşma en fazla merkeziyetçi planlamayı
getiren Sovyet Bloku’nda görülmüştür. Bu ülkelerde özel sektör ortadan kaldırılmış, rekabeti
mümkün kılan temel özgürlükler yok edilmiş ve ülke dış dünyadan gelen rekabete tamamen
kapatılmıştır. Ancak bu ülkelerde bile zaman içinde ortaya çıkan liberalleşme hareketleri ile
piyasalar belli sınırlar içinde de olsa etkinlik kazanabilmiştir.
Genellikle karma ekonomi modelini benimseyen gelişmekte olan ülkelerde ise bir yandan
piyasalar genişlerken, diğer yandan da piyasaların kaynak tahsisindeki etkisini zayıflatan unsurlar
devrede olmuştur. Şüphesiz bu unsurlardan en önemlileri, ileri derecede korumacılık, tekel ve
oligopollerin oluşmasına imkan veren ithal ikamesi rejimleri, geniş kapsamlı kamu girişimciliği,
aşırı dozlara varan kamu teşvikleri, kamunun fiyat sistemine müdahaleleridir.
Kaynak: Rekabet Forumu, Sayı 130
27.06.2020
Bu makale 10084 kişi tarafından okundu.

